KRİTİK ZAFER

02/12/2018          

KRİTİK ZAFER

Sezonun kaderini etkileyecek önemdeki derbide zafere ulaşan taraf Kartal oldu. Oynanan futbolun ne kadar iyi olduğundan bağımsız olarak, ne yapıp edip yarışa tutunabilmek için kazanılması gereken bir maçtı ve Beşiktaş geçmişinde çoğunlukla başaramadığı kritik virajları dönememe sıkıntısını nihayet aşarak şeytanın bacağını kırdı.
Bunda VAR uygulaması sayesinde verilen hayati kararların da rolü büyüktü. Beşiktaş’ın hakem tarafından görülmeyen bir penaltısı kenardan gelen uyarıyla verilebildi. Galatasaray’ın ise tereddütsüz çalınan bir penaltısı yine VAR kararıyla elle oynama tespit edilerek doğru bir şekilde iptal edildi.

Demek ki VAR uygulaması olmasa maçı aynı skorla kazanan Galatasaray olabilirmiş! Buradan anlıyoruz ki, bu uygulama bazı sıkıntıları doğursa da genel anlamda futbolun adaletine gerçekten çok şey kazandırıyor. Beşiktaş’ın yıllardır verilen hatalı hakem kararlarıyla kaybettiği onlarca derbiyi düşünürsek bunun önemini daha iyi anlayabiliyoruz. Düşünün ki bu takımın son kazandığı derbi penaltısını 2010 yılında şu anki yardımcı antrenörü Guti kullanmış! Siz siz olun, algı operasyonlarına aldanmayın, bugünkü derbide sonuca etki eden tüm kararlar VAR sayesinde doğru şekilde verilmiştir, anlamsız ağlayıp sızlanmaların hiç ama hiç gereği yoktur..

Maça dönecek olursak, iki takımın da ciddi eksikleri vardı ve normal şartlar altında çıkmayacakları 11’ler ile sahaya çıkmışlardı. Beşiktaş tarafında perşembe gecesi oynanan karşılaşmanın ve cuma sabahı İstanbul’a dönmüş olmanın verdiği yorgunluk net şekilde hissedildi. Pepe ve Roco’nun yokluğunda stoperde Vida’nın partneri yine Necip oldu. Medel’in oynayabildiği bir ortamda bu tercih bence hocanın en büyük hatasıydı. Zira Medel o mevkiide geçen sezon çok kez oynamış ve tecrübesiyle iyi bir performans göstermişti. Orta sahada Dorukhan’ın yanında Atiba veya Oğuzhan ile başlanabilir, illa Necip oynayacaksa orta sahada kullanılabilirdi. Kanatlarda Quaresma ile beraber Pektemek şans bulmuştu, son maçın yıldızı Lens muhtemelen yorgunluğu ve hafif sakatlığı nedeniyle tercih edilmemişti. İleri uçta ise Güven forma buldu.

Maça iyi başladı Beşiktaş, özellikle ilk 20 dakika net şekilde üstün olan taraftı. Bu baskılı futbolun ödülü olarak 17. dakikada Adem Ljajic’in penaltısıyla golü buldu. 20. dakikayı geride bıraktıktan sonra ise Beşiktaş anlamsız bir şekilde skoru arttırma çabası içine girmekten kaçınıp, skoru tutma niyetli bir oyun oynamaya başladı. Etkili hücumlar geliştirilemedi ve ilk yarım saat rakip yarı sahaya bile geçmekte zorlanan Galatasaray gitgide daha çok cesaret bularak etkili olmaya başladı. İlk yarı dengeli bir oyunla sona ererken devre arasında Şenol hocanın gerekli müdahaleleri ve uyarıları yaparak takımı canlandıracağını umuyorduk, ancak 2. yarı bu beklentileri karşılayamadı. Güven/Atiba değişikliği takıma hiçbir olumlu katkı vermediği gibi, sanırım takım tarafından da “skoru koruyun” mesajı olarak algılandı.

Burada mesele hücumcu çıkartıp defansif bir oyuncuyu sokmak değildi, mesele doğru tercihlerin yapılmamış olmasıydı. Sarı kartı olan ve rakibin üzerine oynayıp attırmaya çalıştığı, bu duruma hiç akıllıca reaksiyon gösteremeyen Medel çıkartılıp, Atiba onun yerine girebilirdi. Ayrıca oyundan Güven yerine Pektemek çıkartılsaydı, yerine Love düşünülseydi eminim 2. yarı kanatta açık alan bulacak bir Güven ile yakalanan fırsatlar çok daha iyi değerlendirilebilir ve farkı arttırmak mümkün olabilirdi. Ancak bunların hiçbiri düşünülemedi, her geçen dakika daha çok geriye yaslanan ve aslında hiç mecali olmayan rakibine gel bana gol at mesajı verilmeye devam edildi. Neyse ki Galatasaray’ın bu derece gününde olmayan, yaklaşık 2-3 aydır gol yemediği tek bir maçı olmayan bu Beşiktaş’a bile gol atacak gücü yoktu, bu sayede Beşiktaş çok kritik bu derbiyi kayıpsız atlatabildi.

Derbide takımın en iyisi bana göre Dorukhan’dı. Ön liberoda başladığı, sonradan forvet arkasına geçtiği maçta adeta arı gibi çalıştı, hiç yorulmadı, pres yapmaktan bıkmadı, rakibini bıktırdı! O kadar faydalı oynadı ki, galibiyette Vida, Adriano, Ljajic gibi isimlerle beraber en büyük pay sahibiydi. Dorukhan önümüzdeki 10 senelik süreçte Beşiktaş’a çok büyük katkılar verebilecek bir potansiyel gösteriyor, umarım bu yönde bir kariyeri olur.
Caner dışında performansı kötüydü diyebileceğim bir oyuncu yoktu aslında, ama Beşiktaş takım olarak iyi değildi. Yine de bu haldeyken kazanmak çok önemliydi.

Beşiktaş bildim bileli iyi oynarken puan kaybedebilen, ama kötü oynarken kesinlikle kazanamayan bir takım olagelmiştir. Bunda dış etkenlerin etkisi olduğu kadar, Beşiktaş’ın mental ve psikolojik olarak ayakta kalabilmekte zorlanan bir camia olmasının da etkisi vardır. Galatasaray ise bu yazdığım özelliklerin tam tersine sahip bir camiadır. Bugün ise bu bakımdan işler tersine döndü, hakem gibi dış etkenlerin skora etki edebilmesine video hakem uygulamasının izin vermemesinin de yardımıyla Beşiktaş zafere ulaşan taraf oldu.

Muhteşem bir derbi olarak hatırlanamayacak bu maçı fazla büyütmeden önüne bakmasında fayda var Beşiktaş’ın. Puan durumu açısından avantaj tekrardan ele geçirilmişken, ilk yarının kalan 3 maçında kayıp yaşamadan devre arasına kendini atabilmek şampiyonluk yolunda hayati önem taşıyor…

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: olcay.nurlu@abcspor.com

twitter: @olcynrlu

YORUMLAR