KEŞKE ÖLÇÜ OLSA

04/10/2018          

Gönül ister ki bu maçın bir kırılma maçı olduğundan, bundan böyle artık ibrenin yukarıyı göstereceğinden, takımın gelecek adına çok olumlu sinyaller verdiğinden bahsedeyim. Ancak durum öyle değil maalesef. En azından böylesine vasat bir rakibe karşı alınan galibiyet ileriye dönük bir ölçü değil ne yazık ki.

Öncelikle maça başlarken en çarpıcı olan 3’lü defansla sahaya çıkmamızdı. Hoca herhalde stoperlerin hepsini sahaya süreyim ve iki bekin de desteğiyle en azından defansı sağlam tutayım diye düşündü. Travmatik Rize yenilgisi sonrası ”ne olursa olsun mağlup duruma düşmeyeyim” dedi muhtemelen. Skrtel’in takıma dönmesi tabii ki defansa bir güven vermişti ancak Roman ve Reyes aynı ”titrek” oyunlarını sürdürdüler.

Burada doğru olan tek değişiklik defansı kalemizden uzak, oldukça önde kurmamızdı diğer maçlara göre. Tabii karşımızda fazla tehdit eden bir rakip olmayınca defansı öne çıkartmak daha az riskli oldu. Ben yine de bu dizilişin ilerisi için uzun vadeli bir çözüm olmayacağı görüşündeyim. Özellikle Reyes’in ilk topa müdaheleleri çok sorunlu. Rakibi bozamadığı için acemice fauller yapıyor, çıkarken kaptırdığı toplar da cabası. Meksika A Milli Takım formasını genç yaşında 50 küsür kez giydiğine göre o kadar da boş bir adam olmaması lazım ancak şu anki görüntüsüyle oynaması hem bize hem kendisine zarar.

Bir diğer sıkıntılı olduğumuz pozisyon sağbek. Papatya falı gibi bir kaç maç Şener sonra Isla sonra Şener sonra yine Isla diye gidiyoruz ama bir türlü tam istediğimiz verimi alamıyoruz. İkisi de defansif olarak çok güvenilir değil ve ikisi de çok pas hatası yapıyorlar. Dünya Kupası’na gönderdiğimiz tek futbolcumuz bu yaz Dirar idi. Sağacık olarak düşünülmemesine eyvallah ancak Fas Milli Takımı’nda oynadığı sağbek pozisyonunda denenmemesi hayret verici. Belli ki Soldado’da olduğu gibi bambaşka sebepler var oynatılmamasında.

Soldado demişken, onun yerine oynayan Frey çok iyi niyetli, çok koşuyor, çok çalışıyor ancak yetenekleri, top tekniği oldukça sınırlı. Soldado yerine Frey’i tercih ederek zaten genel sorunumuz olan yaratıcılık konusunda bir adım daha geriye gitmiş oluyoruz. Bir diğer problem adam ise Ayew. Bugün seyirci ıslıkladı onu maç içinde, çünkü fazlasıyla kalabalığa girdi, top kaybı yaptı. Hazır Soldado listede yokken ve çift forvet çıkmışken ben Ayew’ı Slimani’nin yanında 2. santrafor olarak düşünürdüm. Bir de sezon başından beri hoca sol ayaklı Ayew’i sağ kanada yakın oynatıyor. Bugün maç içinde belki ilk kez bu sezon sol kanada yaklaştı, yaklaştığında da çok güzel bir gol asisti yaptı sol ayağıyla. Sezon başından beri Ayew’ın sağda Barış’ın da fırsat bulduğunda solda oynatılmasını eleştiren boldu, belki bugünkü asisti Cocu’ya da bir mesaj olur.
Barış’la ilgili de şunu söylemek istiyorum. Zagreb’te 4-1 , Rize’de 3-0 mağlupken oyuna alacağıma, ben olsam bu maç 2-0 öndeyken oyuna alırdım Barış’ı. Hepimiz bu çocuğun boş alan bulduğunda daha etkili olduğunu biliyoruz. Rakip tamamen kapanmışken ve takımın morali dip yapmışken gencecik Barış’ı sahaya sürmek pek te iyi bir fikir gibi gelmiyor bana.

Bu kadar olumsuzluktan bahsetmişken bir kaç ta güzel şeye değinmek lazım.
Skrtel’i zaten konuştuk. Şu anda takımın en vazgeçilmez adamı konumunda. Jailson’u bugün Topal’sız orta sahada daha çok beğendim. Savaşçı yönünü ilk kez göstermeye başladı bize. Tek başına 6 numara oynarsa daha verimli olacak gibi.

Eljif te en coşkulu adamdı sahada. Gitti geldi, gitti geldi, biraz karıştırdı rakip sahayı. Son şut ve son paslarda daha sakin kalmayı öğrenecek, o zaman daha da yararlı olacak takıma. Slimani’nin de 2 gol atması güzel. Aslında ilk devre golünü atıp takımı rahatlatması lazımdı. Seyircinin devre arasına giderken gösterdiği tepkiyi de engellemiş olurdu.

Aslından seyirci maça iyi başlamıştı. Böylesine kötü sonuçlardan sonra hiç te azımsanmayacak sayıda taraftar Kadıköy’e gelmişti. Bu açıdan takdiri hakettiler. Maç başındaki destek te fena değildi fakat oyun tıkanınca çatlak sesler yükselmeye başladı, bir miktar bunu da anlayabiliyorum. Ancak 2-0 öne geçtikten sonra Galatasaray ve Beşiktaş’a edilen küfürleri onaylamıyorum. Avrupa Kupası maçı diye ceza almayacak olmamız mazeret değil. Rakip taraftarlar kendi maçlarında bize küfür ettiğinde nasıl tepki gösteriyorsak, aynısını bizim yapıyor olmamız anlaşılır gibi değil. Kimse kusura bakmasın bu bir eziklik göstergesi. Nasıl deplasman tribününe yerleştirilen hoparlörlerle yapılan aşırı dozda müzik uygulamasına son verme konusunda öncülük ettiysek bu ayıba son verme konusunda da umarım biz Fenerbahçe’liler öncülük ederiz.
Rakibe küfür yerine kendi takımımızı desteklemeye öncelik veririz.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: alp.eralp@abcspor.com

twitter: @alperalp72

YORUMLAR