KALİTE EKSİKLİĞİ

03/11/2018          

KALİTE EKSİKLİĞİ

Son yıllarda Beşiktaş’ın şampiyon olduğu sezonlar da dahil olmak üzere, mutlaka kazanması gereken hiçbir maçını kazanmış olduğunu hatırlamıyorum. Ligi domine ettiği dönemlerde bile durum böyleyken, geçtiğimiz hafta evinde 9 kişi kalmış düşme hattındaki rakibine karşı bile üstünlüğünü kabul ettiremeyen bir takımın bu hafta ligin en iyi oynayan takımına karşı çok çok daha fazlasını ortaya koyamadıkça başarılı bir sonuç alabilmesinin çok zor olduğuna bu köşede zaten değinmiştik. Maalesef Beşiktaşımız bizi yanıltmadı ve ligin iplerini tamamen eline alabilme fırsatını bir kez daha kaçırdı.

 

Aslında Şenol hoca senelerdir her karşı karşıya gelişinde taktik olarak mat edildiği Abdullah Avcı’ya karşı ilk kez bu maçta nasıl oynanması gerektiğini idrak etmiş ve bunu takıma anlatmıştı, daha ilk 5 dakika içinde fark ettik bunu. Sırf bu nedenle sakatlığını atlatmış olmasına rağmen Ljajic yedek bırakılmış, yerine geçen hafta dinamik bir görüntü veren Mustafa Pektemek tercih edilmişti. Plan; Mustafa, Love ve Lens üçlüsünün öncülüğünde rakibe çok önde basarak, ani preslerle topu kapıp gol bulma planıydı. Aynı taktiği geçen sezon çok iyi uygulayan Fenerbahçe bu sahadan 2 farklı bir galibiyetle ayrılmayı başarmıştı. Beşiktaş da aynı düşünceyle, kalecisinden başlayarak çok zorda kalmadıkça asla uzun oynamayan, pasla çıkma konusunda çok kararlı olan rakibini hataya zorlayarak sonuç alma düşüncesindeydi. Ama bu taktiğin başarıya ulaşması için rakipten çalınan topları iyi kullanacak kaliteli ayaklara ihtiyaç vardı. Bilin bakalım ne eksikti!

 

Şok baskıyla başlayan ilk 5 dakika sonunda biz Beşiktaşlılar’ın galibiyete dair zayıf umutları tam güçlenmeye başlamışken Başakşehir daha ilk hücum girişimde geçen sezon da burada 1-0 kazandığı maçta attığı golün aynısından bir tane daha attı. Ligin tartışmasız en iyi kanat oyuncusu Edin Visca kenardan içeriye girerken -Beşiktaş’ın yaptığını hiç göremediğimiz şekilde- kafasını kaldırıp içeriye baktı ve ceza yayında bomboş bekleyen arkadaşına yerden pası çıkarttı. Gelişine vurulan çok da sert olmayan şutu Karius içeriye buyur ederken, Beşiktaş’ın imdadına VAR yetişti! Pozisyonun başlangıcı kılpayı ofsayt olduğu için gol iptal oldu, şans Beşiktaş’tan yanaydı. Ama bu pozisyon maalesef maçın kırılma anı olmadı, sadece birkaç dakika sonra Beşiktaş rakibine çok daha kolay bir gol ederek bu sefer mağlup duruma düştü. Kornerden gelen topta adam adama savunma yapılırken, en çok güvendiğimiz isimlerden Atiba adam markajında büyük bir hayal kırıklığı yaratarak rakibine çok rahat bir gol vuruşu imkanı sağladı. Karius ise yine yavaş gelen bir topta hazırlıksızdı ve topa doğru bir hamle dahi yapamadı.

 

Bu gol sonrası Beşiktaş son üç yıldır hiç yenemediği Başakşehir’e karşı bu süreçte belki de hiç başaramadığı kadar ciddi bir baskı kurdu. Ama yukarıda sözünü ettiğimiz kalite eksikliğinden dolayı skoru eşitleme imkanını ne yazık ki bulamadı. O kadar bariz bir beceri ve kalite eksikliği hakimdi ki, yıllardır çok yetenekli oyunculara alışmış Beşiktaş taraftarı için bu durum gerçekten içler acısıydı.

 

İleri uçta ayakta durmakta zorlanan, sürekli yere düşen, her aldığı topu ezen, son dakika altıpas içinde yakaladığı fırsatta bile topu kaleye sokacak vuruşu yapamayan, ahı gitmiş vahı kalmış bir forvet oyuncumuz var!

 

Sağ kanattaki Lens, yayıncı kuruluşun maç yorumcusu Erman Özgür’ün de çok doğru yorumunda belirttiği gibi bu formayı giydiği ilk günden beri Beşiktaş’la asla kimyası uyuşamamış bir görüntü veriyor, hiçbir şekilde bu formayı taşıyacak kalitede görünmüyor.

 

Mustafa Pektemek’e geçen hafta attığı gollerden ziyade hareketliliğiyle, rakibe baskı kurma amacına hizmet edebileceği düşüncesiyle forma verilmişti, ama futbolda sadece çok koşmakla hiçbir şey olmuyor. Bu arkadaşımız aşırı derecede düşük futbol kalitesiyle bu maçta Beşiktaş’ın olgunlaşabilecek bir çok hücumunu baltalayan oyuncuydu.

 

Kağıt üzerinde Medel&Atiba ikilisi bu maç için mantıklı bir seçim olsa da, ancak rakibe gol attırılamadığı sürece işe yarayacaklardı, ama erken yenilen golden sonra artık gole ihtiyacı olan takımda bu ikili sadece mücadeleye katkı sağlayabilirdi, yaratıcılığa değil. Nitekim öyle oldu.

 

Bir de takımın olmazsa olması Adriano yerine, takımın başının belası Caner oyuna girince galibiyete dair umutlarım iyice azaldı. Bunun yanında Pepe de çok iyi bir kesici olsa da top kullanımı anlamında çok problemliydi, aldığı topların büyük çoğunluğunu rakibe teslim etti. Tüm bunlara formsuzluğu ve artık her aldığı topta rakibin tahmin edebileceği işler yapan Babel de eklenince Beşiktaş kurduğu 70 dakikalık baskıdan tek bir gol çıkartamadı. İstatistiklere bakıldığında Beşiktaş’ın rakip ceza sahasında topla buluşma sayısı Başakşehir’den 4 kat fazla olmasına rağmen bu durumun skora yansımaması tekrar tekrar belirttiğimiz üzere kaliteli futbolcu yetersizliğine işaret ediyor. Bu da hocadan önce yönetime yazar. Beşiktaş’ı parlak günlere taşıyan ne kadar nitelikli oyuncu varsa birer birer elden çıkartıp takımın için boşaltan ve bunların yerlerini hiçbir şekilde doldurmayan Beşiktaş yönetimi, artık misyonunu tamamlamış gibi görünen Başkanı ve bu kulübe hiç yakışmayan bazı yöneticileriyle Beşiktaş’ın o tadına doyamadığımız güzel günlerinin çok çabuk şekilde tersine dönmesinde en büyük sorumlulardır.

 

Bu saatten sonra Beşiktaş’ın şampiyonluk yarışında söz sahibi olacağını zannetmiyorum, zaten bu haftaya halen umutlu girilebilmesinin tek sebebi rakiplerin durumuydu. (Başakşehir bu senede de şampiyon olamazsa bir daha asla olamaz.) Ligin üçte birini tamamlarken 15 puan kaybetmiş bir takımın şampiyon olabilmesi çok zor. Ama ümitsizliğin asıl nedeni puan durumu değil; Beşiktaş’ın yönetim, teknik heyet ve futbolcu kadrosu olarak ışık vermemesi. Ligde ve UEFA’da başarının gelmesinin muhtemel görünmediği bu sezonda yapılacak en doğru iş yeni sezonun yapılanmasına şimdiden başlanması olur, zira kadroda çok büyük çaplı bir yenilenme ihtiyacı var. Ancak bu yapılanmasının da mevcut yönetimle doğru şekilde yapılacağına inancım yok. Biz Beşiktaş taraftarlarına bol sabır diliyorum bu dönemde…

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: olcay.nurlu@abcspor.com

twitter: @olcynrlu

YORUMLAR