İKİ ÇİFT LAFIM VAR

11/05/2019          

İKİ ÇİFT LAFIM VAR

Önce futbolculara

Şu maçı bile strese soktunuz ya, ne diyeyim size?
Karşınızda küme düşmüş Akhisar, üstelik önlerinde kendileri için daha önemli olan Türkiye Kupası finali var. Bu takıma karşı bir de iyi oynamadan 2-0 öne geçmişsin. Artık ondan sonra güzel bir futbol seyrettirin kardeşim taraftara. Bir tane farklı galibiyeti, gümbür gümbür oynadığımız keyifli maçı çok görmeyin.
Onun yerine yavaş bir pas trafiği, hareketsiz oyuncular, iştahını yitirmiş gibi coşkusuz bir tempo, pozisyona girmekte zorlanan bir takım. Açıkçası bu görüntü sonrası bir çok yenildiğimiz ya da berabere kaldığımız maçtan bile daha mutsuz ayrıldım ben bugün stadyumdan.
Oyuncu detayına girersek mesela Moses çok üzüyor beni. Top her onun ayağına geldiğinde ayaklanıyorum. ”Hadi bas geç” diyorum içimden, çünkü deparı olan, kuvvetli ve adam geçebilen bir oyuncu aslında ama yapamıyor bir türlü. Yanlış anlaşılmasın Chelsea’den geldi Moses ve fark yaratması için geldi. Yoksa al ver yapıp, suya sabuna dokunmayacaksa bizde o tip çok oyuncu var zaten.
Isla – Dirar ikilisi de daha bir hafta önce Kasımpaşa’nın sol kanadını otobana çevrmişken bugün yaptıkları pas hatalarıyla saç baş yoldurdular, attıkları ortaklaşa gole rağmen.
Jailson da bir başka soru işareti. Orta sahaya belli bir mücadele ve dinamizm getirdiği aşikar ama bu tip oyunu bizim kurmamız gereken maçlarda defoları ortaya çıkıyor, top tekniğindeki eksiklikler bas bas bağırıyor.
Serdar Aziz’e gelince, o da Roman’ın yumuşak oyun tarzına alternatif olsun diye transfer edildi ama hem yerden hem havadan rakibi ürkütmekten uzak. Çok daha kuvvetli olmalı, rakibe çok daha yakın oynamalı.
Açıkçası gelecek sezon için ışık görmek istiyorum ben bu kadrodan. Demek istiyorum ki : ”Öyle 8-9 oyuncuya gerek yok, 3-4 tane kaliteli direkt katkı verecek oyuncu gelsin. Diğer oyuncuların da verimi artacaktır” ama sahadaki görüntü bana bunu söyletemiyor. Bugün izlediğim futbol : ”Maalesef bu takımın çoğunun değişmesi lazım” dedirtiyor.
Tabii bu değişimi yapacak olan yönetim. Onlara da iki çift lafım var. Seneye eminim ki hatalardan ders almış olacaklardır. Hepimiz hatalar yaptık. Hocalarıyla, futbolcularıyla, yönetimi ve taraftarıyla bu sezon hatamız çok. Önemli olan seneye bunları tekrarlamamak. Yönetim de yeni kadroyu oluştururken muhakkak ince eleyip sık dokuyacaktır. Ancak isterlerse forvete Dzeko’yu, kanada Robben’i, kaleye de Buffon’u alsınlar, geçen hafta ve bu hafta Galatasaray maçlarındaki hakem yönetimlerini gördükten sonra işlerinin zor olduğunu bilmeleri gerekir. Muhakkak ama muhakkak bu ”algı yönetimi” operasyonlarına karşı hazırlıklı olmalılar. Gardlarını şimdiden almalılar. Bu konu en az yapılacak transferler kadar önemli, bunu hiç unutmasınlar.
Bakın bugün hakemin oyun 2-0’ken ve kopmuş gibi gözükürken Fenerbahçe lehine verdiği ”kolay” penaltı bile aslında bir mesaj.  Akıllarınca demek istiyorlar ki :” E görüyorsunuz sadece Galatasaray lehine değil, Fenerbahçe lehine de yapılıyor hatalar”. Geçen hafta Bülent Yıldırım’ın Beşiktaş’ı doğrayıp iş işten geçtikten sonra 2.devre düdüklerini Beşiktaş lehine çalması gibi. Bu ucuz akıl oyunlarını görmek isteyenler görüyor. O yüzden Yusuf Namoğlu gidip Sabr Çelik geldiğinde hiç bir şeyin değişmeyeceğini söylemiştim. Bu çook uzun senelerin sonunda oluşmuş bir düzen, uzun yılların kadrolaşması. Savaşması hiç kolay değil, biliyorum ama bir yerden başlamak lazım.
İşi kolay olmayanlardan biri de Ersun Hoca. Onun da farkındayım. Ama performansı iyi olmadı hocanın bu gelişinde maalesef. Ona da iki çift lafım var. Ersun Hoca’m Kasımpaşa maçının sonunda herkes eleştirdi Ayew’i oyuna almanı. Bugün aynısını yaptın. Futbolda hiç inatlaşma olur mu? 2 hafta sonra Ayew artık yok, kiralık. Öyle ya da böyle taraftarla kimyası tutmadı. Hala neden bu ısrar. Bak adamı yuhalattın, iyi mi oldu? Senin tecrübende bir hocanın bunu hesap etmiş olması gerekirdi.
Yuhalama demişken söz sırası Fenerbahçe taraftarında. Ne olursa olsun yakışmadı bu tepki. Ben zaten her zaman maç oynanırken kendi futbolcunu ıslıklamaya karşıyım ama kim olursa olsun oyuna girerken gösterilen bu tepki keşke hiç olmasaydı. Ayrıca maç esnasında rakiplere yapılan küfürlü tezahüratlar da son derece gereksizdi. Üstelik finansal bir savaş verdiğimiz, hepimizin Fenerol kampanyasına destek vermeye çalıştığımız bugünlerde küfür yüzünden kulübümüze çok yüksek miktarlarda ceza aldırıyoruz. Nerden baksan aptalca. Hiç ama hiç bir şekilde kabullenemiyorum bunu. Sezon başından beri çok büyük övgüyü hakeden, kötü günde takımının yanında olarak çok farklı bir hikaye yazan Fenerbahçe taraftarı bugün sınıfta kaldı.Bunu söylemek zorundayım, lütfen bana kızmasınlar.
Son söz de Türkiye’deki az sayıdaki Akhisar taraftarına. Ben ligin ilk yarısında Akhisar’da oynanan 3-0’lık maça gitmiştim. Fenerbahçe çok kötü oynamıştı hakikaten o gün. Maç sonunda üzüntüden elim ayağım boşalmış vaziyetteydi. Ancak Akhisar tribünlerinin ”Fenerbahçe kümeye” tezahüratlarını duyduğumda iyice yıkılmıştım. İki sezondur Fenerbahçe’ye karşı aldıkları galibiyetler belli ki Akhisar taraftarını biraz fazla havaya sokmuştu. Ama ”kibir” kötü bir şeydir sevgili Akhisar’lı arkadaşlar. Hayatta da kötüdür, futbolda da. Maalesef biz de Fenerbahçe’nin çok kuvvetli kadrolara sahip olduğu, şampiyonluklar kazandığı dönemlerde aynı yanlışa düştük zaman zaman. Siz siz olun iki çift laf deyip tonla laf söyleyen bu kardeşinizi dinleyin. Bugün o ”kümeye” dediğiniz Fenerbahçe sizi kümeye düşürdü. Eğer bir daha süper lige geri gelirseniz,ilk geldiğiniz zamanki gibi gelin. Mütevaziliğinizle yine kendinizi Türkiye’ye sevdirin.
mail: alp.eralp@abcspor.com
twitter: @alperalp
YORUMLAR