HEDEFE 5 KALA

20/04/2019          

HEDEFE 5 KALA

İç sahada son 33 maçta, 28 galibiyet 5 beraberlik alan Galatasaray futbol takımı, 34. maçta da sürpriz yaşanmasına izin vermedi. Bu süre boyunca Galatasaraylı oyuncular, 2000’li yıllardaki en etkili iç saha performans serilerinden birine imza attı. Doğal olarak performanslar oyuna, oyun da sonuçlara yansıdı ve bu tablo ortaya çıktı. Bu başarının altında şüphesiz, Galatasaray taraftarlarının çok önemli katkısı var. Birçok karşılaşmada, oyuncular taraftarları, taraftarlar da oyuncuları ateşledi ve oluşan sinerji, geçen sezonki şampiyonluğun ve bu sezonki şampiyonluk yürüyüşünün en önemli faktörlerinden biri oldu.

Bu durumun hep böyle sürmesi imkansıza yakın, elbette mağlubiyetler de yaşanacaktır. Önemli olan, mağlubiyetlerin hatta puan kayıplarının bu sezon yaşanmaması. Sarı kırmızılıların önündeki süreçte öyle iki iç saha maçı var ki, öneminden bahsetmeye bile gerek duymuyorum. Tabii, deplasman karşılaşmalarının öneminin de iç saha maçlarının öneminden eksik olduğu söylenemez. Galatasaray Spor Kulübü’nün en önemli avantajı, buna benzer durumları defalarca yaşaması ve üstesinden alnının akıyla gelmiş olması. Ligin son haftalarında tecrübe faktörünün, birkaç puanlık üstünlükten çok daha önemli bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Tecrübeden kastım, oyuncuların kariyerleri değil, kulüplerin geçmişten gelen kazanma kültürleri farkı. Bu fark, bana göre Galatasaray’ı şampiyonluk yarışında favori kılıyor.

Sıradaki maçların gidişatında skor ne olursa olsun, son saniyeye, son ana kadar vazgeçmemeyi başarırsa, Galatasaray istediğini alacaktır. Bu sezon, ilk golü yediğinde oyundan düşmeyen bir Galatasaray seyrettik. Bunun devam ettirilmesi önemli, çünkü her zaman ilk golü atmak mümkün olmayabilir. Bir diğer önemli konu, mümkün olduğu kadar az hata yapılması, hem teknik hem de mental açıdan. Steven Gerrard’ın şampiyonluğa mal olan hatası tüm futbolseverlerin aklındadır. Bir anlık konsantrasyon kaybı, bir saniye oyundan düşme, sezon boyunca verilen bütün çabaların boşa gitmesi anlamı taşır. Galatasaraylı futbolcuların, ilerleyen haftalarda tahriklere kapılmaması ve tuzaklara düşmemesi de büyük önem taşıyor. Bu sebeplerle, son haftalarda en kritik noktaların, iyi oyundan ziyade vazgeçmeme, az hata yapma ve sakin kalma olduğu fikrini taşıyorum.

Karşılaşma hakkında öncelikle söylemek istediğim; Galatasaraylı futbolcularda ve Galatasaray tribünlerinde diğer iç saha maçlarına göre bir durgunluk, bir moral bozukluğu gözlemlediğim. Derbinin etkisinin bu maça coşku şeklinde yansıyacağını düşünüyordum ancak beklediğim gibi olmadı. Sakin kalmakla coşkusuzluk aynı şey değil. Bu durumun geçici olduğunu ve Konyaspor deplasmanından galibiyetle dönüldüğü takdirde, ilk iç saha maçında, rakibin üzerine kabus gibi çöken tribün-futbolcu kenetlenmesini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Oyun hakkında biraz bahsedecek olursam; Kayserispor maça kasıtlı faullerle başladı. İlk 15 dakika yaptıkları faul sayısını sayamadım. Özellikle, Belhanda’yı sinirlendirmeye yönelik hareketlere Belhanda’nın tepkisiz kalması, hem kendi hem de takımı adına sevindiriciydi. Kayserisporlu oyuncuların bu yaklaşımının altında geçen haftayı analiz etmeleri olduğunu düşünüyorum. Ndiaye’nin gereksiz hatası, Marcao’nun bölgesini boş bırakması sonucu 1-0 öne geçmeyi de başardılar ancak golden sonraki birkaç dakika her zaman risklidir ve kötü dakikada golü yediler. İlk yarım saatteki oyun anlayışları, takım halinde savunma ve hızlı hücumlarla kontra atak arayışlarına dayalıydı. Galatasaray’ın oyunu topa sahip olma açısından domine ettiği bu dakikalarda, stratejilerini etkili uygulamaları sayesinde biri gol olan iki net gol pozisyonu yakaladılar. Bu dakikalarda, oyun Kayserispor yarı alanında oynanmasına rağmen şut sayıları eşitti.

Kayserispor takımı, sonraki 10 dakikada ise iki net gol pozisyonu daha yakaladı ve birçok takımın Ali Sami Yen’de yakalayamadığı net gol pozisyonu sayısına yaklaşık 40 dakikada ulaştı. Maçın özetini izlemedim ancak özette birçok tehlikeli Kayserispor atağı yer alıyordur. 2-1 öne geçebileceği dakikalarda kırmızı kart ve geri düşmeleriyle skoru çevirmeleri zora girdi, 3.golden sonra da skor çevrilemeyecek noktaya geldi. Hikmet Karaman takdiri hak ediyor. Büyük bir takım karşısında deplasmanda nasıl oynanması gerekiyorsa öyle oynadı futbolcuları. Yapabileceğim tek eleştiri bu maç hakkında değil, diğer karşılaşmalar hakkında olabilir. Onun gibi değişen futbolu yakından takip eden birinin, Kayserispor’un favori olduğu karşılaşmalarda, biraz daha hücuma yönelik bir anlayışla sahada yer alması gerektiği olabilir.

Galatasaray açısından, Mariano ve Fernando’nun sezonun en iyi performanslarından birini sergilemeleri olumluydu. Fernando sadece geçişlerde değil, hücumun yönlendirilmesinde ve rakip ceza sahasına koşularda da etkiliydi. Mariano ise her zaman olduğu gibi, alanın genişletilmesinde ve ortalarda etkiliydi. Feghouli’yle uyumları Galatasaray açısından önemli. Birçok atakta, Mariano merkeze, Feghouli’yse Mariano’nun bölgesine geldi ve takımın statik kalması engellendi.

Kanat akınlarında, ceza sahasındaki yerleşimlere özellikle dikkat ettim ve Galatasaray ilk defa bu sayede 26.dakikada etkili olabildi.

 

Benzer bir pozisyonda ise, Nagatomo çok az gözüktüğü ilk yarıyı golle noktaladı. İkinci yarıdaki şutu gol olsa Galatasaray adına sezonun en güzel gollerinden birine imza atacaktı.

45.dakikadan itibaren karşılaşma antrenman maçı havasında geçtiği için, ikinci yarıdaki oyunun değil, ilk yarıdaki oyunun Galatasaray için ölçüt olduğunu düşünüyorum. Kayserispor’un direkten dönen topu gol olsa, belki biraz daha heyecanlı bir yarı olabilirdi. Son olarak:

-Diagne’nin sayılmayan golünde Belhanda’nın pasına yazık oldu.

-Ndiaye ve Diagne’nin pas yerine şutu tercih etmeleri nedeniyle 2 golden olundu, aynı hataya önümüzdeki haftalarda düşerlerse telafisi olmayabilir.

-Hedefe 5 kala, alınan üç puan kadar, maçın sakatlıksız ve cezasız atlatılması da önemliydi.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: emre.cihangir@abcspor.com

 

YORUMLAR