DÖNER ÜSTÜ 3 PUAN

14/04/2018          

3.kez geldim Sivas deplasmanına..

Bundan önceki iki seferde sezonu şampiyon bitirmiştik. Bu sefer ise şampiyonluk yarışına tutunmak adına deplasman tribününde yerimi aldım, öncesinde harika bir köfte ve döner ziyafeti çektikten sonra.

 

Güzel bir stadyum yapılmış Sivas’a. İyi de bir takımları var. Pozitif futbol oynatan hocaları. Zaten daha önce rakiplerimize karşı aldıkları galibiyetlerle ne kadar tehlikeli bir takım olduklarını göstermişlerdi. Bizim şansımız biraz düşüşte oldukları ve amaçsız kaldıkları döneme denk gelmemiz oldu belki. Biraz da sert kış şartlarında oynamak zorunda kalmayışımız.

 

Ancak bu gerekçelerin hiçbiri Fenerbahçe’nin artık giderek belirginleşen deplasman performansına gölge düşüremez. Hakikaten son senelerde olmadığı kadar çok puan topladık deplasmanlarda. Ne yazık ki bu avantajı kullanıp zirveye kurulmayı beceremedik. Yoksa çoktan şampiyonluğumuzu ilan etmiş olurduk.

 

Yine biraz rakibi tartarak başladık maça . Şener-Dirar kanadından etkili geldik bir kaç kez ancak son ortalar başarılı olmadı maalesef. Golümüz sağ kanattan gelecek derken Hasan Ali Aatıf ikilisi ters köşeye yatırdı bizi. Çok güzel bir golle öne geçirdiler Fenerbahçe’yi. Ardından gelen 2.gol ile Sivas’ın demoralize olmasını izledik. Dağılmış bir boksör gibiydiler ve son darbeyi indirebilirdik. İndiremedik, atamadık 3.golü. Devre yetişti Sivas’ın imdadına.

 

İkinci devre daha fazla saldırıp baskı kurmaları beklenen bir şeydi. Kısa süren bu baskıyı bol pasla kırmayı başardık. Bir kaç gol pozisyonu da kaçırdık bu arada. Güle oynaya maçı tamamlayacağımızı düşünüyorduk. Fenerbahçe’nin deplasman seyircisi şov yapıyordu hiç susmadan, hem de bu kez küfürsüz tezahüratlar seçmeye özen göstererek. Ancak 90.dakikada yediğimiz golle kısa süreli bir stres yaşamak zorunda kaldık. Neyse ki başka tehlike yaşamadan koyduk 3 puanı cebimize..

 

Sanki Fernandao’nun 60.dakikalar sonrası Soldado’nun yerine oyuna girmesi pek yaramıyor bize son maçlarda. Pas akışkanlığı kayboluyor. Başka bir oyuna geçiyoruz. İleri şişirilen toplar artıyor haliyle. Top kayıpları ve rakibin yenilediği atakları görüyoruz art arda..

 

Giuliano’nun da sakatlık sonrası hala tam kıvamını bulamamış olması etkili bence bu durumda. İyi bir Giuliano ile çok daha hızlı bir pas trafiğine sahip oluyor, rakip ceza alanında daha fazla çoğalıyoruz. Kalan maçlarda ve federasyon kupasında ligin ilk yarısının sonundaki Giuliano’ya çok ihtiyacımız olacak.

 

Bugün yaptığımız atakların birçoğunda orta sahada pres sonrası kaptığımiz topların büyük rolü vardı, presin başrolünde de tabii ki Jozef. İyi ki sezon başında İngiltere’ye gitmemiş. O olmasaydı işimiz çok zor olurdu kuşkusuz. Jozef’in dışında Roman-Skrtel uyumu, Volkan’ın güven veren oyunu ve Hasan Ali- Şener’den aldığımız ekstra hücum katkısı da önemliydi. Aatıf ta 1 gol 1 asistlik performansıyla Aykut Hoca’yı kararında haklı çıkardı. Haftaya Kadiköy’de kapanan bir Antalya olacak karşımızda. Osmanlı maçı öncesi yazdığımı tekrarlayayım. Antalya’ya karşı Valbuena’ya ihtiyacımız olacak. Hoca umarım onu küstürmeden hazır tutmayı başarır.

 

Şimdi Sivas’a veda etme zamanı..

Köftesi güzel, döneri güzel, stadı güzel Sivas’a..

Ama en güzeli buradan 3 puanla ayrılmış olmak. Kim bilir, belki de 3.kez Sivas’a gelip sezon sonu yine şampiyonluk görmüş olurum.

Hala kolay değil işimiz.

Hala rakiplerin kaybedeceği puanlara ihtiyacımız var bunun için.

Ancak pes etmek yok.

Küçücük bir umudun peşinden Sivas’a kadar geldik, kalan maçlarda kazanarak rakipleri baskı altına almaya devam edeceğiz.

Ve bekleyeceğiz.

Başka çare yok.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: alp.eralp@abcspor.com

twitter: @alperalp72

YORUMLAR