BİR TÜRLÜ OLMUYOR

03/12/2018          

BİR TÜRLÜ OLMUYOR

Oysa tüm olumsuzluklara rağmen yine güzel bir kalabalık vardı tribünlerde.

Taraftar her şeye rağmen elinden geldiğince desteğini veriyordu takımına. Gazeteler yine bardağın dolu değil boş tarafını görecek ”Fenerbahçe Stadı’nda boşluklar göze çarptı” diyeceklerdir. Boşverin siz onları. Mevcut şartlarda bundan iyisi olmaz. Taraftar hem Dinamo Zagreb maçında hem de bu maçta üzerine düşeni fazlasıyla yapmıştır.
Takıma ve oynanan oyuna gelince, hadi itiraf edelim kadroları gördüğümüzde bir çoğumuzun hoşuna gitti Mehmet Ekici, Valbuena ve Barış’ı beraberce ilk 11’de görmek, çünkü ihtiyacımız olan ”yetenek takviyesi” manasına geliyordu bu bir nebze de olsa. Aslında ara ara hızlı paslaşmalar, driplingler ve artan tempo gördük. Ancak orta göbeğimizin yine kolay geçildiğine de şahit olduk, Topal’ın Trabzon’daki etkisiz görüntüsüne göre bir miktar toparlamış olmasına rağmen. Bunda yetenekli dediğim 3 oyuncunun defansif zaafları ve bir süredir yazageldiğim gibi mevcut mevkisinde zorlanan ve üzerine çok yük binen Eljif’in aksaması etkili oldu.
Kasımpaşa iyi takım, güzel top yapıyorlar, hücumda çok etkili ayakları var. Başakşehir’e göre çok farklı  oynuyorlar. Sürekli hücumu düşünüyorlar ancak zaman zaman boşluklar da veriyorlar. Bu ortamın Barış Alıcı’ya yarayacağını düşünüyordum ben. Bir kaç güzel top ta götürdü Barış ama daha etkili olmasını beklerdim. İkinci devre o kanadı Isla ile beraber otobana çevirdiler, çok yüklendiler ama son pasları bir türlü olumlu kullanamadılar. Özellikle Isla gibi senelerce Juventus forması görmüş bir oyuncunun daha doğru pas ve orta seçimleri yapmasını beklerdim.
Defansif olarak ta bazı defolarımız olduğu kesin. Yediğimiz 2 gol de çok basit goller. İlk golde Roman rakibinden uzak kaldı, ikinci golü de bence Harun çıksa yemeyebilirdi, o çizgide kalmayı tercih etti. Ancak şunu da kabul edelim , hem rakibin penaltı kaçırması, hem de kendi kalesine gol atması bizim için şans oldu. Öte yandan Mehmet Ekici ve Valbuena’nın beraberce oyundan çıkması ”oyun aklını” kaybetmemize sebep oldu. Oyuncular son bölümde çabaladı. Ellerinden geleni yaptılar fakat yaptığımız ataklarda hep bir ”usta ayak” aradık, o ayak maalesef yoktu.
Tabii son vuruşla alakalı en büyük beklenti Slimani’de. O ise ısrarla hayalkırıklığı yaratmaya devam ediyor. Bu haliyle sezon sonunu nasıl getirecek bilemiyorum. Yine sonradan oyuna giren Benzia ne bir kilit pas, ne bir etkili şut atmadan maçı bitirdi. Ligin ilk haftalarında da kötü sonuçlar alıyorduk ancak bu iki oyuncu ”diri” bir görüntü veriyorlardı ve haftalar geçip adaptasyon dönemini atlattıktan sonra çok yararlı olacaklarını düşünüyorduk. Onlar alışıp katkı sağlayacaklarına  ne oldu da böyle ”bitik” bir görüntüye büründüler hiç anlamış değilim. Hata bu ikilinin profesyonellik anlayışında mı, yoksa onlardan bir türlü verim almayı beceremeyen teknik ekip ve idari kadroda mı bilemiyorum ancak ne olursa olsun bu iki kiralık oyuncunun şu anda Fenerbahçe ile olan aidiyet duygularında bir sıkıntı olduğu kesin ve bu problemin muhakkak giderilmesi gerekiyor.
Bir başka tartışılan isim de Frey. Onun profesyonelliği ile ilgili bir eleştiri yok, sorun ”yetenek” kısmında. Üstüne üstlük Hasan Ali’ye destek konusunu çözmek için onu bugün olduğu gibi bazen sol kanatta değerlendiriyoruz. Ancak Frey orta sahaya geldiğinde, pas trafiğinin içinde kalıp top alış verişlerinde yer aldığında defoları iyice ortaya çıkıyor. Bugün ceza sahasına tonla orta yağdırdık maçın son bölümünde. Frey asıl olması gereken yerde, yani ceza sahasının içinde bulunamadı sol kanatta yeralması sebebiyle. Bu yüzden bence Frey oynayacaksa ya santrafor oynasın ya da hiç oynamasın. Haa bu arada Soldado’nun da cezası bir an evvel bitsin, çünkü Soldado’nun ölüsü bile Slimani ve Frey’in yanında topçu kere topçu kalıyor.
Bu arada bundan şu sonuç çıkmasın. Soldado gelecek, Jailson cezadan dönecek dertler bitecek. Kesinlikle böyle bir durum sözkonusu değil. Hoca olarak ta ister Guardiola ister Klopp’u getir. Kadro bu ve bu kadro maalesef şampiyonluğa oynamaz. Bu durumdan tabii ki daha iyi olabiliriz ama şampiyonluk yarışında olamayız. Diyeceksiniz ki geçen sene bu kadro son haftaya kadar şampiyonluk kovaladı, ligi 2. bitirdi, ayrılan Fernandao,Jozef ve Giuliano yerine de tonla adam alındı. Nasıl böyle bir fark oluştu gece ile gündüz kadar ?
Bir defa isimlerden bağımsız takım ruhu bozuldu. Samandıra’da sıkıntı olduğu kesin. Bunu düzeltmeden hiç bir şey düzelmez. Zaten kadro dışılardan vaziyetin ne olduğu belli. Oynattığı futbolu beğenirsin beğenmezsin ama Aykut Hoca’nın bir sistem ve düzen oturttuğu da kesin. O düzen de bozuldu mu ? Hem de ne bozulma, Cocu dönemi silbaştan oldu. Üstüne üstlük bu saydığımız giden oyuncuların ne kadar önemli oldukları gittikten sonra ortaya çıktı. Maalesef yerine gelenlerin de hiç biri tam anlamıyla katkı sağlamadı. Hal böyle olunca da ne yapsak bir türlü dikiş tutmadı, bir türlü özlediğimiz takım ortaya çıkmadı.
Şimdi önümüzde şansımızın tutmadığı Akhisar deplasmanı var. O maçı bir şekilde alırsak, devreye 3’te 3 galibiyetle girebiliriz. Bu bir miktar üzerimizdeki baskıyı azaltır, ileriye de daha umutlu bakmamızı sağlar. Sorunlarımızı tamamen ortadan kaldırmaz, bizi de şampiyonluk yarışına sokmaz ama en azından az da olsa moral olur hepimize bu kötü günlerde. Peki ya tersi olursa ? İşte onu düşünmek bile istemiyorum. Şimdiye kadar ne denediysek olmadı bir türlü, bundan sonra artık olacak diye ümit ediyorum. Tek dileğim, artık yüzümüz gülsün, başka da bir şey istemiyorum.
mail:alp.eralp@abcspor.com
twitter: @alperalp72
YORUMLAR