BANA DOĞRULARI ANLAT

30/12/2018          

BANA DOĞRULARI ANLAT

18 Eylül’de oynanan Lokomotiv Moskova maçı akabinde yazdığım yazıda bu işin 2002 CL macerası gibi, yine 18 Eylül günü alınan bir Lokomotiv galibiyeti ile başladığını ama sahada gördüklerimden sonra eğer tedbir alınmaz ise, bu yolculuğun, aynı 16 sene önce olduğu gibi, gruptan çıkamama hezimeti ile sonlanmasının kuvvetle muhtemel olacağını söylemiştim.

11 Aralık gecesi maçlar sona erdiğinde, yine 16 sene önce olduğu gibi, alınmış 4 puan ile başarısızlık olarak da addedebilecek bir grup bitirişi vardı. Sonuçta bu satırların yazarı olarak ben bir kâhin değilim ama grubun aynı şekilde bitmesini tesadüf ile açıklamak ne kadar doğrudur, onu da herkesin kendi içinde tartışması gerekir.

Bugüne döndüğümüzde edindiğimiz izlenim, GS’nin, kulüp olarak 2018 Ağustos ayından beri derin bir kaosun içerisinde debelenip durduğudur. Gomis olayı akabinde gelen nispeten kolay bir CL kurasının yarattığı hayal ortamı, Lokomotiv maçı ile zirve yapmış, tüm paydaşları kolektif bir körlük içerisine sürüklemiştir. Anaforun içerisinde çırpınmaktan olaylara objektif bakma yetisini kaybeden karar vericiler, aslında bugün gelinen sıkıntıları iyimser tahminle görmüş olsalar bile, herhangi bir tedbir alamamışlardır.

Yukarıda nispeten kolay diye adlandırdığımız kura ile bu gruptan, iyi bir politika ile çıkılabilecekken, olası kazanımlar, izlenen yanlış politikalar sonucunda ellerinin tersi ile itilmiştir.

GS camiası zaten önüne gelen fırsatlara back-hand vurmayı çok da sevmiştir ezelden beri!

Kasım ayında oynanan derbi maçtan sonra daha da derinleşen ama sallandık, yıkılmadık psikolojisi ile sona eren ligin ilk yarısı akabinde yine yanlışlarla başlayan bir transfer penceresi insana bu kadar da basiretsizlik olmaz dedirtecek cinsten, bu kesin.

Aklıma yine 2002’yi getiren hamleler olmasından korkuyorum. O günlerde de panik ile anlamsız transferler yapılmış ve kaos daha da derinleşmişti. Abel Xavier, Suat Usta, Haim Revivo, Ali Lukunku gibi ne idüğü belirsiz transferler ile belki de kör topal hedefe varacak takımın tekerine çomak sokulmuş ve uzun sürecek bir çöküşün temelleri atılmıştı.

Sivas maçı biteli henüz 1 hafta olmamışken ve Türkiye Süper Liginde GS’ye gelinceye kadar gündem olması gereken başka kulüp ve haberler var iken tekrar gündemin en üst sırasına, üstelik kaotik haberler ile gelmek ciddi bir yönetim başarısıdır(!).

Kabak, Aziz, Derdiyok ya da Rodrigues olaylarının detaylarına zaten herkes internetten ulaşabiliyor, onları tekrar etmeyeceğim ama bu işin yönetimsel olarak okullarda vaka çalışması şeklinde okutulmasını mutlaka tavsiye edeceğim.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, takımın oynadığı ruhsuz futbolu Hoca kadar birçok taraftar da beğenmiyor. Son iki hafta alınan puanlar ile hala zirvenin eteklerinde bulunuyor olunması da GS taraftarlarına umut veriyor. Eksik yerlerin tamamlanması ile Mart ayı bile gelmeden zirveye oturma şansı bu umutların yeşil kalmasının en büyük nedeni çünkü Başakşehir’in ilk iki maçı TS (D) ve Kasımpaşa ile olacak.

İşte böyle bir ortamda stoper ve forvet alınması elzem iken ve henüz imzalar atılmamışken eldekilerin apar topar, ederini bulmadan hem de itibarsızlaştırılarak elden çıkarılmaya çalışılması, halkla ilişkilerin bu kadar kötü yönetilmesi, kamuoyuna bilgilerin üçüncü kişiler üzerinden sızıntı şeklinde iletilmesi ve üstüne üstlük kurumsal olarak tatmin edici herhangi bir açıklamaya tenezzül edilmemesi işin vahametini artıyor, maalesef.

Yönetim yaşananları teknik ekibin kararı olarak lanse ediyor, teknik ekibin başı Türkiye’den 7-8 saat geride olayları ne kadar güncel takip ediyor, Hoca’nın ekibindekiler motorları maviliklere sürmekten bahsediyor, kovulan oyuncu illa Hoca’yı göreceğim diye ısrar ediyor, 18 yaşındaki çocuğun menajeri 113 yaşındaki kulübe stepne muamelesi yapıyor, bütün bunlar olurken yönetim günü kurtarmak için anlamsız transfer haberleri çıkartıp arkasına saklanıyor vesaire vesaire…

Alın size vaka çalışması…

Basit bir işletme fakültesinde bile anlatılması muhtemel yönetim stratejisinin neresine sığdırabiliriz bu yaşananları açıkçası ben bilemiyorum.

FFP yüzünden, amiyane tabir ile, meteliğe kurşun atarken hala 11 milyon Euro’luk 32 yaşındaki sakat adamı almayı değil, almaya çalışmayı bile mantık çerçevesinde açıklayabilen varsa lütfen bir adım öne çıksın.

Unutulmaması gereken kulübün içerisinde bulunduğu kaostan çıkışın en önemli yolu iletişimdir. Bu kulübün kuruluş düsturu yabancı olmayan takımları yenmek iken çıkıp FFP’yi riske atacak hareketlerde bulunmak tamamen abesle iştigaldir. GS’nin Avrupa kulvarının üzerini çizecek lüksü yoktur hem raison d’etre yani varoluş sebebi ile hem de ekonomik açıdan bunun teklif dahi edilememesi gerekir. İşte bu sebepten devre arasında operasyonu başlatmak biraz yersiz gibi gözükmektedir.

Hoca hem Ocak’ta hem Temmuz’da bunun olacağının işaretini vermiştir ama işin bir de FFP boyutu vardır. Hedeften kopmadan, FFP’nin yolundan çıkmadan aksiyon almak gerekir. Rövanşist duygular ile önceki yönetimin izlerini silmeye çalışmak, akıl yerine hırslar ile hareket etmek bugünün karar vericilerini de bir gece ansızın önceki yönetim haline getirir ve tarih çöplüğündeki yerini almasını sağlar. Bu asla unutulmamalıdır. Güç ve mevki hırsına kapılmak aklın bittiği yerdir.

Yukarıda bahsettiğim gibi hem oyunculara hem taraftarlara içerisinde bulunan durum direkt olarak anlatılmalıdır, iletişim kanalları kapatılmamalıdır. Sonuçta iyi kötü herkesin akıl ve muhakeme yeteneği mevcuttur ve gerekli empati gösterilmesi muhakkaktır.

Aksi takdirde takımın sonu, hazır 2003-2004 sezonunun en kötü ilk yarı puanı rekorunu tekrarlamışken, tarihin tekerrüründen ibaret olacak ve kurtarmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

Herkese sıhhat, akıl, spor ve huzur dolu bir yıl dileklerimle…

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: osman.cetin@abcspor.com

twitter: @msdoc78

YORUMLAR