AZ GOL ÇOK İŞ

10/03/2018          

Maç öncesi, çok eğlenceli bir hava vardı tribünlerde. Herkes “Ya versin artık adamın taçını kim çaldıysa!” veya  “ Ya kimse almamıştır, bir yerdedir, arayıp bulalım adamın taçını” gibi latifeler yapıyordu.  Az iş yapanın çok konuştuğu bir ülkede, böyle takılmalar bu işin tadı tuzu biberi.

Maça çok hızlı başladı Beşiktaş. Quaresma’sız ikinci maçında da sürekli bastırıyordu. Lens inanılır gibi değil, herkes ona desteğe hazır ama o bir türlü Fenerbahçe’deki verimin yanına bile yaklaşamıyor. İyi niyetli ve önde de basıyor ama, bir türlü meyve veremiyor.

Orta sahada uzun zamandır Tolgay faktörü bugün de kendini belirgin biçimde hissettirdi. Takımın orta sahasını tek başına yönetiyor, topu dilediğinde hızlandırıp, dilediğinde basıp, arkadaşlarına hem nefes aldırıyor, hem de boş yerlere deplase olmalarına imkan sağlıyor. Bir tek gol atamıyor. Onun dışında neredeyse Güneş’in tahtaya banko yazdığı iki üç isimden biri haline geldi.

Gole kadar Beşiktaşın ciddi baskısı, Gençlerbirliğine nefes aldırmadı. Top tutamadılar. Bir iki kontra atak dışında -ki bir tanesi ciddi tehlike yarattı- neredeyse hiç yoktular. Fabri’nin mükemmel çıkardı frikikle de tehlike yarattılarsa da, tehdit oluşturamadılar.

Ama golden sonra, Beşiktaş ağır bir frene bastı. Hiç alışmadığımız bir takım hüviyetine bürünüverdi ve ben hiç sevmedim. Akıllarda belki diğer maçlar vardı ama,  bir sürü sarı kart gördü takım. Talisca biraz daha kalsa ikinci sarıdan gidecekti ki, neyse hoca da gördü ve onu oyundan aldı da rahat bir nefes aldık.

Negredo da yorulunca, basit pozisyonları harcamaya başladı. Sırtı kaleye dönükken, topla dönemiyor malesef. O yüzden de gol sayısı çok düşük kalıyor. Daha fazla gol kaçırıp yıpranmasın diye çıkardı hoca. Doğru da yaptı. Beşiktaş tribünleri gerçekten futboldan anlamaya başladı. Alkışlarla destek oldu. Negredo gol atamıyor ama müthiş bir istasyon oluyor, top üçüncü bölgede çok daha fazla yer buluyor. Oyundan çıkar çıkmaz, Beşiktaş üçüncü bölgede top tutamaz hale geldi. Seyirci bunu net olarak gördüğü için çok destek oluyor Negredo’ya.

Netice olarak, bir sıfır gibi az golün olduğu, ama büyük işin başarıldığı bir gün oldu. Başakşehirin yenildiği haftadaki bu üç puan altın değerinde. Üstelik rakiplerinin de moralini çok bozacak bir üç puan. Es kaza puan kaybı olsa, rakipleri çok rahatlayacaktı, ama tam tersi oldu.  Avrupa macerasından sonra tam lige konsantre oldu artık Beşiktaş.

Hakemi de gene beğenemedim. Artık geleneksel oldu. Her maçta bir penaltımızı iç ediyorlar. Hadi o hata diyelim de, yerli yersiz ve yanlış kullanılan ve kullanılmayan avantajlarla maçın içine limon sıkıyor hakemler. Golden önce farklı, golden sonra farklı bir hakem vardı. Dedim ya, gene beğenemedim.  Neyse ki takım işine bakıyor.

Çarşamba maçımız var. Gideceğiz tribüne ve destekleyeceğiz takımı. Alıncak üç ülke ve takım puanı orada duruyor. 1,5 milyon euro da bonusu var. Tur gidebilir ama bunlar bizi bekliyor. Başakşehir maçını düşünmeden, bu maça konsantre olmak lazım. Tribünler gene dolacaktır.  Ben sadece o büyülü müziği bile dinlemeye bile giderim çünkü.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: cuneyd.yuzak@abcspor.com

twitter: @cyuzak

YORUMLAR