AVUSTURALYA AÇIK – Lİ NA BU KEZ BAŞARDI!

20/02/2014          

BURAK BELGENCehennem sıcağını andıran bir havada başlayan turnuvada ilk sürpriz junior’larda adını duyurmuş ama büyükler kategorisinde başarısı bulunmayan 20 yaşındaki WTA 88’i Taylandlı Khumkum’a ilk turda elenen Çek raket KVITOVA oldu.

İtalya’nın en önemli iki raketi WTA 7 ve 12 numaraları ERRANI ve VINCI’in ilk turda Alman Julia George ve Çinli Zheng’e elenmeleri sürpriz olarak karşılandı ama toprak kort haricindeki bir Grand Slam’de birkaç tur geçebilseler de uzun soluklu bir turnuva yaşayamayacakları belliydi.

Teklerde ilk maçlarda veda ettiler ama birbirini çok iyi tamamlayan iki raket bu erken elenmenin acısını çiftlerde şampiyonluk kazanarak çıkardı!.

İlk turda turnuvaya veda eden diğer seri başları iki Rus KUZNETSOVA ile ELENA VESNINA, Romen CIRSTEA ve Estonyalı KANEPI oldular.

Britanya, 1977 Virgina Wade’den beri tek kadınlarda Major turnuva şampiyonluğu görememişti. Melbourne’e de dört raketle katıldılar ama Johanna Konta ve Tara Moore daha ön elemelerde, ülkenin çok şeyler beklediği LAURA ROBSON ve HEATHER WATSON da 2. turu bile göremeden elendiler.

Turnuvanın belki de en ilginç maçı aralarında tam tamına 27 yaş fark bulunan 70’li Japon Kimiko Date Krumm ile 1997 doğumlu Belinda Bencic’in mücadelesiydi. İsviçreli genç raket karşılaşmayı üç sette kazandı ama maçtan çok konuşulan konu çeyrek asırdan fazla olan yaş farkıydı!.

TOP 10 dışındaki ne yapacağı merakla beklenen iki kaliteli raketten Wimbledon finalisti Alman ‘Boom Boom’ SABINE LISICKI 2. turda Romen Niculescu’ya, ev sahibesi SAMANTHA ‘Sam’ STOSUR da 3. turda ilk seti kazanmasına rağmen Sırp Ivanovic’e elenmekten kurtulamadılar.

Her yazımda belirttiğim TOP 10 raketleri içinde kontrollü ve sıkıcı oyun stiliyle seyretmekten hiç mi hiç haz almadığım tek isim olan ‘Caro’ WOZNIACKI 3. turda 20 yaşındaki İspanyol Muguruza’ya elenip Melbourne’e veda ederek beni bir kez daha yanıltmamış oldu!.

4. tura dek ufak tefek olsa da inanılmaz sürprizlerin yaşanmadığı turnuvada, R16’da bombalar ardı ardına patlamaya başladı.

2012 Roland Garros ile dört Grand Slam’ı tamamlayan ve o tarihten itibaren kazanılacak bir şeyi kalmadığı için demotive gördüğüm SHARAPOVA ‘cep roketi’ Slovak Cibulkova’ya üç sette yenilerek turnuvaya veda etti.

Diğer TOP10 raketlerinden Sırp JANKOVIC ve Alman KERBER de Romen Simona Halep ve İtalyan Pennetta’ya yenilerek elendiler.

WTA 13’ü ama TOP10 kalitesinde olan raketlerden Amerikalıların ‘New Generation Serena’ dedikleri SLOANE STEPHENS de Azarenka duvarını geçemedi ve 4. turda elenen başka bir önemli raket oldu.

Ama R16’nın tartışmasız en büyük bombası herkesin açık ara en büyük favorisi SERENA’nın Sırp raket Ana Ivanovic’e elenmesi oldu. 4. tura gelene deküç maçta terlemeden sadece 12 sayı veren ‘dişi King-Kong’ ilk seti de kazanmasına rağmen 6-3’lük iki setle turnuvaya veda etti.

Serena’nın elenmesiyle çeyrek finallerdeki sekiz raket için doğal olarak şampiyonluk umudu fazlasıyla arttı. En sevdiği kortta son iki senenin şampiyonu ‘Vika’ AZARENKA hazır meydan ona kalmışken ve bu avantajı kaçırmaz diye düşünülürken ‘Aga’ Radwanska’ya üç sette yenilip elendi.

Serena’yı paketleyip evine gönderen ‘Anci’ IVANOVIC ise genç Kanadalı Eugenie Bouchard engelini geçemedi ve pik yapıp WTA 1 numarasına kadar yükseldiği 2008 yılından beri elde edeceği ilk Grand Slam yarı final şansını kaçırmış oldu.

2013’de senenin son Grand Slam’i olan Amerika Açık’ta kariyerinde ilk kez yarı finale çıkarak dikkatleri üzerine çeken 31 yaşındaki İtalyan PENETTA 2014’ün ilk major turnuvasında da çeyrek final görmeyi başardı ama Na Li karşısında tutunamayarak 6-2’lik setlerle turnuvaya 1/8’de veda etti.

22 yaşındaki Romen tenisçi SIMONA HALEP nispeten şanslı kuralar çekti ve ilk üç turu çok rahat geçti. 4. turda WTA 8 numarası Jankovic’i de eledi ama turnuvanın istim üstündeki raketlerinden Slovak Cibulkova’yı geçmeyi başaramadı.

WTA’nın zirvesini paylaşan üç silahşörler Serena, Vika ve Masha‘dan hiçbirinin yarı final görmediği turnuvada, son 4’e kalan raketler içinden Çinli Li Na‘yı çıkartırsak diğer üç isimden Radwanska üç senedir 1/8’den geri sekerken, Cibulkova hiçbir sene çeyrek finale bile kalamamıştı.

Ama asıl peri masalı Avusturalya Açık’ta ilk kez katıldığı ana tablo müsabakalarında Kanada’ya tarihteki tek kadınlar ilk Grand Slam yarı final başarısı getiren ‘Genie’ lakaplı genç tenisçi EUGENIE BOUCHARD oldu.

Bütün major turnuvalar genelinde de 1984 Carling Bassett’den beri tam 30 yıl aradan sonra bunu ülkesi adına başaran ilk isim olduğunu da belirtelim.

Yarı final maçında vücut dilinden üzerindeki baskı çok net belli olan Kanadalı, bu dalgalı sularda senelerdir yüzen tecrübeli rakibi karşısında adeta kilitlenip oyuna hiç giremedi. Maçın ilk beş oyununda sadece üç puan alabilen Bouchard sonrasında dengeyi sağlamaya çalışsa da set 6-2 bitti.

2. sette oyuna gerçek anlamda başlayan raket, 2-0 öne geçmesine rağmen önce rakibine yakalandı, sonrasında da belki yorgunluk, belki stresten çok basit hata yaparak 6-4 kaybetti ve turnuvaya yarı finalde veda etti.

RADWANSKA, Vika’yı ‘bagel’ yapıp evine yolladığı çeyrek final müsabakası sonrası Cibulkova karşısında da kağıt üstündeki favoriydi. Ama Melbourne’de freni patlamış yokuş aşağı giden araba misali her maç üstüne koyarak ilerleyen Slovak raketin inanılmaz temposuna karşılık veremedi ve sadece üç oyun alarak elendi.

Tarihte Grand Slam oynayan ilk kadın Slovak tenisçi 1.60’lik cep roketi CIBULKOVA Domi ‘çevikliğinden bir şey kaybetmeden’ 10-15 santim daha uzun olsaydı en kötü ihtimal seneler evvel TOP10 içine bir daha çıkmamak üzere girmişti ama kısa boyu saha görüşü ile servis kalitesi açısından çok büyük handikap ve doğal olarak basit hata oranını da arttırıyor.

Turnuva boyunca oynadığı yedi maçta diğer finalist LI NA’nın ulaştığı sayı 19 iken, kendisinin sadece iki ace atabilmiş olması ve 26 çift hata yapması bunun bir kanıtı!.

Geçen sene dört Grand Slam toplamında sadece beş maç kazanabilen raket, Melbourne’de kendisinden üst sıradaki üç isim Navarro, Sharapova ve Halep’i geçerken kariyerinin en iyi maçlarını oynadı ama asıl Radwanska karşısındaki muhteşem ötesi oyunu ile Nirvanaya ulaştı.

Final maçında ilk set başa baş oynamasına rağmen tie-break’i verdi ve 2. set sürklase olarak kupayı kaybetti ama turnuvanın benim gözümde Eugenie Bouchard ile birlikte en flaş ve alkışı hak eden iki isminden biriydi.

Çinli raket mahşerin üç atlısının erkenden elenmesi fırsatını kaçırmadı ve bundan önce oynadığı iki finalde de ilk setleri kazanmasına rağmen kupayı kaybetme hatasına bu kez düşmedi.

Masa tenisi oynarmışçasına tekniği yüksek stiliyle benim çok tuttuğum isimlerin başında gelen Li Na ilk 20’den kimseye karşılaşmadan finale kadar gelmişti. Kupayı hak etti ama önünün kura şansıyla açıldığı da bir gerçek!.

Turnuvayı sadece 3. turda Safarova karşısında tek set vererek geçen bir ay sonra 32 yaşına girecek tecrübeli raket Avustralya Açığı kazanan en yaşlı isim unvanının sahibi oldu ve bu zafer sonrası tekrardan WTA 3 numarasına yükseldi.

YORUMLAR