ATOM KARINCA | ABC SPOR

ATOM KARINCA

19/12/2017

ATOM KARINCA

12 Aralık 2002’de Gerland Stadı’nda henüz maçın başında, dakikalar 6’yı gösterdiğinde Lyon karşısında Mustafa Özkan’ın bulduğu gol ve kalan 84 dakika boyunca yapılan inanılmaz bir mücadele sonunda gelen tarihi zafer, bir Anadolu takımının Avrupa’da Şubat ayını görebildiği ender sezonlardan biri olması sebebi ile çok önem arz eden bir başarıydı.

 

Bu zafer, kuşkusuz, Türkiye kulüp futbol tarihinin belki de en başarılı Avrupa macerası olan 2003-2004 sezonunun öncüsü olarak da kabul edebileceğimiz bir dönemde bir hocanın da bebeklik adımlarından çocuk koşularına adımını attığı bir dönem olarak da tanımlanabilir.

 

Juninho, Coupet, Edmilson, Diarra, Luyindula gibi 2-3 sene içinde Lyon’u Avrupa’nın en tehlikeli takımı haline getirecek adamların karşısına Ali Tandoğan, Servet Çetin, Mustafa Özkan, Ersen Martin gibi nispeten baş altı adamlar ile çıkıp onları mücadele ederek yenmek Çalımbay’ın hocalık kariyerinin işaretlerini de barındırıyordu.

 

Her ne kadar bir tur sonra Şubat ayında, sonradan hem UEFA (2003) hem de CL’yi (2004) arka arkaya kazanacak Mourinho’nun Porto’suna 6-1 ve 2-2 ile elenecek de olsa özellikle ikinci maçta sergilenen mücadele yine takdire şayandı.

 

Futbolculuk yıllarına döndüğümüzde tüm kariyeri boyunca BJK forması giyen ve bu takımın kaptanlığını Aybaba’dan devralıp jübilesine kadar sürdüren Çalımbay istikrarlı yapısı ve mücadeleci oyunu ile BJK hocalarının vaz geçilmez oyuncusuydu. Sağ kanatta topu stop edip geriye iki adım atarak yaptığı muz ortalar Beckham’ı bile kıskandıracak (!!) seviyede olduğundan santraforların sevdiği bir Atom Karınca idi.

 

Euro 2000’de Denizli’nin yardımcısı olarak Milli Takım hocalığı yapan ve U21 Milli Takımı’nı da 2 yıl çalıştıran Çalımbay’ın Milli takım kariyerine baktığımızda Mustafa Denizli ile beraber altına imza attıkları en önemli üç maç Bursa’da oynanan Hollanda (1-0), Almanya (1-0) ve İrlanda (0-0) karşılaşmalarıydı ve bu üç maçta kazanılan zaferlere giden strateji bugün Çalımbay’ın çalıştırdığı takımların da ana felsefesini oluşturmaktadır.

 

Oyunculuk yıllarından gelen mücadele azmine eklenen savunma gücü ve kazanılan toplarla çıkılan hızlı hücumlar Çalımbay takımlarını savaşı hiç bırakmayan Orta Avrupa takımlarından hallice bir ekip haline sokuyor ve başarı geliyor. Çalımbay’ın Göztepe ile başlayan kulüp takım kariyeri bugün onikinci takımı olan Trabzonspor ile devam ediyor. Kariyer olarak şu anda Süper Lig’de çalışan hocalar arasında Aybaba ve Güneş’ten sonra en çok maça çıkan teknik direktör olan Çalımbay’ın bahsi geçen hocalardan takribi olarak 10 yaş küçük olduğunu da belirtirsek, bu istatistiğin önemini de kavramış oluruz.

 

Kısa süren ilk BJK macerasından akıllarda sadece 10 kişi ile kalecisiz kazanılan 4-3’lük Kadıköy deplasmanı ve bu maçta rakip tribünde açılan ahlak dışı pankart kalan Çalımbay’ın tekrar bir büyük takıma dönüşü hem kendi kişisel kariyeri, hem Trabzon’daki oyuncuların kariyeri hem de Türk futbolu için çok önemli bir karardır.

 

Ersun Yanal’ın kendi sistemine göre kurduğu bir kadroyu evirip şu anda bulunan noktaya getirmek, kendi mantalitesini oyunculara anlatıp, onları ikna ederek takımı tekrar potaya sokmak alkışlanması gereken bir noktadır. Bunları yaparken de oyuncuların potansiyelini ortaya çıkarması da cabasıdır. Yanal döneminde ne hikmetse stopere devşirilen Okay’ı kazanmak, Yusuf’un verimini artırmak ve bir Premier Lig oyuncusu namzeti haline getirmek henüz iş başına gelinen dokuz hafta için çok önemlidir. Bu iki oyuncunun kısa süredeki gelişimi yabancı sınırını kendine en büyük düşman olarak gören Don Kişot Lucescu için de bulunmaz Hint kumaşı kıvamındadır.

 

Kanaatimce Yanal görevi bıraktığında taraflı tarafsız herkesin ismi üzerinde hem fikir olduğu ve tek çözüm olarak sunduğu Çalımbay’ın kendine duyulan bu güveni boşa çıkarmaması antrenörlükte olgunluk dönemine geldiğinin ve bundan sonra bu seviye takımlardan aşağıya inmemesi gerektiğinin bir kanıtıdır. Bu da her boşalan büyük takım ya da milli takım koltuğuna aynı 3 adamı aday göstermekten yıllardır bıkmayan yüce medyamız için de iyi haberdir aslına bakarsanız.

 

Bu saatten sonra hocanın önündeki en büyük engel sahadaki mücadele ve inadın günlük hayata yansıyıp yıldız oyuncu ve yönetimlerle anlaşamadığına dair hakkında oluşan kamuoyudur. Yıldız oyuncu yönetmek kişisel egoyu sıfırlamayı gerektirir ve bu da insan yaş aldıkça, görüp geçirdikçe olur. Kulüp hocalığı kariyerinde 17 seneye ulaşan Çalımbay’ın Trabzon’da yaşayacağı devre arası ve yaz kampı dönemi bu konuda kişisel gelişimini nereye getirdiğini tüm sporseverlere gösterecektir.

 

Bu algıyı yıkmak kariyerinde seviye atlaması için önemli bir mihenk taşıdır zira 2001 yılından beri 12 farklı takım (Rizespor 3 kez) çalıştırmak ve sadece Sivas’ta iki yılın üzerine çıkabilmek büyük takım hocası olmanın önündeki en büyük tehlikedir çünkü büyük takım hocalığını layıkıyla yapmak, kurulacak bir sistem üzerinden yerelde ve Avrupa’da başarılı olmayı gerektirir; bu da ancak zamanla olur. Büyük takım çalıştırmak için teknik ve taktik yeterliliğini kanıtladığını düşündüğüm Çalımbay’ın bu seviyeye demir atma yolunda insanları ikna etmesi için dönmesi gereken son viraj da budur. Onu da başarırsa ondan sonrası düzlüktür.

 

Bu virajı hasarsız dönmesi kendisini özellikle. Güneş sonrası Beşiktaş için en önemli adaylardan birisi haline getirecektir ve şahsi fikrim beklentileri karşılayacaktır.

 

Herkese sıhhat, akıl, huzur ve spor dolu bir hafta diliyorum.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: osman.cetin@abcspor.com

twitter: @msdoc78

YORUMLAR
ABC SPOR | Sporun ABC'si
Sitemizde yer almakta olan istatistiki bilgiler, sayısal veriler ve sitede yer alan tahminler sadece bilgilendirmeye yönelik olup,bu verilerin kesinliğine dair herhangi bir iddia ve sorumluluğumuz bulunmamaktadır. Yazılan yazılar ve yorumlardan yazarları sorumludur. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Sitemizdeki fotoğrafların bir kısmı www.seskimphoto.com ajansından lisanslı olarak kullanılmaktadır.İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.