AĞAM BİZİMLE DALGA GEÇİYOR

09/11/2015          

BARIS-TUMOKFenerbahçe – Konyaspor maçı sonrası Vitor Pereira’yı dinliyoruz, döktürüyor:

– Defansif anlamda iyi organize olan bir rakibe karşı oynadık, zorlu bir rakibe karşı sonuca gitmeye çalıştık.

11 Maçta 11 gol atmış, seninle oynarken de golü yediği dakikaya kadar yarı sahasını bile geçmeyi düşünmeyen Konyaspor ile Kadıköy’de oynuyorsun. 4’lü defansın onünde tamamen çakılı iki takoz Mehmet Topal ve Souza ile, kanatta RvP var, bütün “yaratma” görevi Diego’nun sırtında ve doğal olarak koca devreyi şut çekemeden, tek pozisyona giremeden bitiriyorsun.

“Sonuca gitmeye çalıştık”…?

fb konya hoca– Perşembe akşamı Ajax ile oynadığımız maç bizi yordu ve fiziksel anlamda bu akşam taze bir görüntü vermedik.

Bravo! Peki, o maçta sahaya çıkan iilk 11 ile bu maçta sahaya çıkan ilk 11 arasındaki tek farkın Nani olması neden o zaman? Madem takım yorgun, neden Ozan, Meirelles, Şener, Volkan, hiçbirisini sahaya sürmeyi düşünmüyorsun? Üstüne üstlük Ajax maçında topu ileri taşıyabildiğin yegane bölümün Volkan Şen ve Ozan Tufan’ın oyuna girdiği son 10-15 dakika olduğu ortadayken…

– Kolektif oynamayı bir arada olmayı başardık. Takım olduğumuzu bu akşam ispatladık.

Ne yaptı hocam takım kolektif olarak? İlk şutun 52. dakikada Diego’nun ceza sahası dışından çektiği şut. Tek bir hücumun yok o ana kadar. Hasan Ali maç boyunca kimsenin yapmadığını yapıp içeri katedip şapkadan tavşan çıkarmasa gol atacağın yok. O gol olmasa ve Konya açılmasa bir daha posizyona girme ihtimalin de yok. Yarı sahasından çıkmadan maçı bitirmeye çalışan Konya’ya 2 çakılı önlibero ile oynayıp pozisyon vermemek mi kolektif başarı?

Bu arada, takım olma konusuna gelince: Zaten kırk yılın başı gol atıyoruz, rica ediyorum o zaman da gidip top toplayıcı ile sevinme, takımınla sevin! “Vay be samimi, delikanlı, gariban dostu hoca” pozlarından çok senin takımdaki yıldızlarla iyi anlaşabildiğini, onlara kendini saydırıp sevdirebildiğini görmeye ihtiyacımız var.
fb konya pere– 1 Gol attık, daha fazla 3-4 gol daha atabilirdik.
1+4=5… Yahu girdiğin pozisyonların hepsi gol olsa 5 etmiyor adam! kime hikaye anlatıyorsun? Onu bırak, hangi maçta 3-4 gol daha atabilir duruma geldin bugüne kadar?
– Zamanla nasıl bir takım olduğumuzu herkese ispatlayacağız?
İmzayı atalı 6 ay olacak, 20 resmi maça çıktın, Sahadaki futbol her maç daha kısır, daha sıkıntılı, Nani ve RvP gibi adamlar futbolu unutmuş gibi oynuyor… Hangi zaman? Nedir mesela planın? “Tek kontra atak yapabildi” dediğin Konya, o kontraatakta gol atsa maç gidecek zira senin gol atana kadar pozisyonun yok! 20 maçta geldiğin nokta bu iken daha nasıl bir zamandan bahsediyorsun.

Sahi, sezon başında “Bizi Kasım ayında görün” demiyor muydun?

Bak hocam. Elinde böyle marka, kendinşi ispatlamış oyuncular olan bir takımın, bu kadar kısır, sıkıntılı bir oyun oynaması normal değil. Hasbelkader bir oyuncunun anlık parlaması veya rakibinin hatası ile 2.5 pozisyon – 1 gol şeklinde alınan galibiyetlerle yola ne kadar devam edebilirsin belli değil.

20 resmi maçı bitirmiş, bu isimlerden kurulu kadronun hakettiği oyun bu değil, kusura bakma ama oynadığın bu oyunun hakettiği puan da kazandığın puan değil. skor yazarlığı/taraftarlığı yapıp “Lig’de de Avrupa’da da halen iddialıyız, sorun yok” diye hayal tüccarlığı yapmak da bize göre değil!

pereira rvpFarkındalığın sıfır! Ajax maçından sonra Konya maçına çıkardığın kadro, 2. yarı oyunu Van Persie’ye uygun hale (nihayet) getirmişken onu sahadan çıkartmış oluşun (ve genel olarak 20 maçlık tercihlerin) bize bunu gösteriyor. Halen daha “E canavar gibiyiz işte, daha ne?!?” çıkışları yapman inanılır gibi değil, tünelin ucu da hiç de parlak bir yere çıkacak gibi gözükmüyor.

Tabii sen de haklısın, Şubat (Hatta belki Aralık) ayında duvara toslar sezonu çöpe atarsak olan sana olmaz, sen ne akla hizmet sözleşmene konduğu belli olmayan astronomik tazminatını alır gidersin, olan gene taraftarın hayallerine olur.

….
Bu arada, yöneticilik ve liderlik demek yönettiğin, liderlik ettiğin grubu korumak, kollamak demektir. Bu koruma, kollama her zaman kavga ile olmaz, çoğu zaman akıllı, stratejik hamlelerle olur. Susması gerektiği zaman susmayıp, korkunç bir üslupla eski kaptanına cevap yetiştiren, durduk yere camiayı saçma sapan bir polemiğin içine çekip; sonuç olarak da maalesef, alenen “Yayınladıkları makbuzlar ve imza sahte!” gibi ağır bir suçlamaya maruz kalan Fenerbahçe Başkanı’na bunu birilerinin anlatmasını umuyoruz. Bu yazının yazıldığı saat itibarı ile halen daha herhangi bir açıklama yok, bu defa da konuşması ve kendini temize çıkarması gerekirken susmakta.
mail : baris.tumok@abcspor.com
twitter : @baristumok
YORUMLAR