ACABA?

20/05/2019          

Çok istedim Final Four için İspanya’ya gitmeyi. Olmadı maalesef. Coştukça coşan Euro kuru, sıkıntılı piyasa ve durgun giden işler… Pahalı geldi, giremedim bu dönemde böylesine bir masrafa. Aklım kaldı dünyanın en güzel takımında. Sakatlıklar yüzünden yaşanan talihsizlikler, sonrasında gelen iki mağlubiyet ve yaşanan hayalkırıklığını televizyon başından takip ettim.

Öte yandan futbol takımının kalan son deplasmanı için maç günü açıklanır açıklanmaz yaptım uçak rezervasyonumu. Ona param yetti neyse ki. Ancak geçen hafta Malatya’nın kazanmasıyla küçücük olan UEFA Kupası’na katılma şansı artık imkansız hale gelmiş, Erzurum deplasmanı da formalite maçı oluvermişti. İşte tam o sırada bir haber düştü, Trabzonspor’un Financial Fair Play yüzünden Avrupa Kupaları’ndan men edilme tehlikesi belirdi. Aynı sebepten bizim de ne olacağımız meçhul ama en azından Avrupa Kupaları’na katılma hakkı artık imkansız değildi.
Halen kaf dağının ardında gözüküyordu Avrupa hedefi ama bu küçücük umudun peşinden yollara düşmeye değer diye düşündüm. Bir gece evvel Galatasaray şampiyon olmuşken, havaalanı kutlamalar sonrası memleketlerine dönen sarı kırmızılı taraftarlarla doluyken, herşeyden önce moraller bu kadar bozukken inanın kolay değil “6.lık hedefi olan” bu deplasman yolculuğuna çıkmak. Hatta bazı arkadaşlar seneye tamamen lige konsantre olabilmek için Avrupa Kupaları’na katılmamanın daha hayırlı olduğunu düşünüyorlardı. Ancak UEFA şansı finansal olarak zorda olduğumuz dönemde ek gelir demekti. Transfer etmek için talip olacağımız futbolcuların bizi tercih etmesine yardımcı olacaktı. Gelecek sezon daha fazla kombine satmak hepsinden önemlisi böylesine hayalkırıklıklarıyla dolu bir sezonu minik te olsa bir teselli ile kapatma manasına geliyordu. İşte o teselli benim Erzurum deplasmanı için tutunacak dalım, ulaşmak istediğim hedefim oldu.
Gelgelelim takım olayın ciddiyetinin farkında mıydı ? Pek sanmıyorum. Yine dağınık, kopuk kopuk bir futbol. Ara ara baskı kuruyor gibi oluyoruz ama sonra daha fazla baskıyı biz yiyoruz. Çünkü her şeyden önce yavaş futbol oynuyoruz. Pas trafiğimiz kaplumbağa hızında. Tabii rakip defanslar da kolayca yerleşiyorlar. Pozisyon bulmakta yine zorlanıyoruz. Dripling yapan yok, adam geçen yok, araya ince bir pasla ya da akıllı bir uzun pasla arkadaşını pozisyona sokan yok. Tabii bunda forvetlerin hareketsiz olmasının da payı büyük. Soldado dışında koşu göstereni ara ki bulasın. Örneğin Tolgay kafayı kaldırıyor, bir tane depar atan olmayınca dönüp geriye veriyor. Sonra da ortaya yavan bir futbol çıkıyor.
Hani taraftar son haftalarda bağırıyor ya “Bu takım seneye şampiyon” diye. Kimse heveslenmesin bu takım 10 yıl üst üste lige girse hiçbirinde şampiyon olamaz. Haa, 5-6 tane direkt katkı verecek adam alırsın, hemen adapte olurlar, takıma kalite getirirler, o zaman olur bir şeyler. Yoksa hayal görmeyelim gelecek sezonla ilgili.
Bugün sağolsun Harun sağlam durdu, hatasız oynadı da bir şekilde çıkmayı başardık 3 puanla. Biraz da Jailson direnç gösterdi. Maçın son bölümünde bazı oyuncuların yürüyecek hali kalmamıştı. Moses’in bir türlü coşkuyu yakalayamaması, çıkarken bütün defans oyuncularının yaptıkları akılalmaz top kayıpları, Tolgay’ın, Zajc’ın bir türlü oyuna damga vuramamaları, rakibin tüm riskleri almasına rağmen akıllı bir kontratak geliştirmeyi beceremeyişimiz, bunların hepsi olumsuz puan olarak yansıdı. Tabii bir de sonlarda yine Ayew’i çekmek zorunda kalmamız artık kabak tadı verdi.
Neyse bu kadar olumsuz görüntüye rağmen amacımıza ulaştık mı? Ulaştık. Belki de Antalya maçı bizi Uefa’ya taşıyacak. “Acaba mı” diye geldiğimiz deplasmandan Avrupa biletini bir ucundan tutarak dönüyor olabiliriz.
Tabii daha ortada kesinleşen bir şey yok. Trabzon’a ceza gelir mi? Biz cezasız kurtulur muyuz? Bunları önümüzdeki haftalarda göreceğiz ama “acaba” demeye devam etmek için bir tane olmazsa olmazımız var. Haftaya Antalya’yı mutlaka yeneceğiz.

mail: alp.eralp@abcspor.com

twitter: @alperalp72

YORUMLAR