30 SENE SONRA MALATYA

11/03/2018          

Vay canına ! Neredeyse 30 sene olmuş en son Malatya deplasmanına geleli. 88-89 sezonunda hem de bir Federasyon Kupası maçı için gelmiştim o zamanlar. Aradan geçen uzun yıllar içinde Malatya insanının misafirperverliği hiç değişmemiş. Sokakta, yemekte, çay icerken kısacası her yerde aşırı dozda güleryüz ve tatlı sohbete maruz kaldım desem abartmış olmam.

 

Ancak Fenerbahçe kadro yapısı o günden bugüne fazlasıyla değişti. Evet, o efsane 103 golle şampiyon olan kadronun her tarafından yetenek fışkırıyordu. Bırakın Rıdvan Dilmen, Aykut Kocaman, Oğuz Çetin, Hakan Tecimer gibi yaratıcılık ustalarını, o takımın solbeki Şenol Ustaömer bile Fenerbahçe’nin şu anki orta saha oyuncularına göre “topu daha çok biliyordu”. Nam-ı diğer Küçük Şenol’un pas trafiğine katkısı,attığı uzun toplar, kestiği ortalar, süzülerek filelerle buluşan frikikler şimdilerde çok özlediğimiz kaliteli Fenerbahce’li  futbolcu özelliğiyle tam anlamıyla örtüşüyordu.

 

Maalesef artık mumla arıyoruz Fenerbahçe’nin genlerinde olan yetenekli futbolcuları.Takımda Mehmet Ekici gibi Valbuena gibi nispeten daha yaratıcı oyuncular var ama onlara da örneğin bugün 1 dakika bile süre vermiyoruz. Bu konuda söylenecek çok şey var  ama bu saatten sonra yapacak bir şey yok. 9 hafta daha son senelerdeki en yaratıcılıktan uzak kadromuzu izlemeye devam edip yeni transfer dönemini bekleyeceğiz çaresiz.

 

Ancak bugün Fenerbahçe’nin sahaya çıktığı andan itibaren ortaya koymuş olduğu berbat futbolun yaratıcılık ve yeteneksizlikten önce sebebi kafa olarak maça hiç hazır olmamalarıydı. Sanki lige havlu atmış gibi oyuna başladılar. Konsantrasyon eksikliği bas bas bağırıyordu. Takımı haftaarası toparlayamamış olmak elbette hocaya ve yönetime yazar ancak bu kadar tecrübeli oyuncuların kendi aralarında konuşup daha arzulu olmalarını beklerdim.

 

İtiraf edelim Beşiktaş maçındaki sorumsuzluğu yüzünden haklı olarak tepki gösterdiğimiz Volkan Demirel tuttu bizi oyunda o dakikalarda. Kim bilir belki kalede Kameni olsa geri düşecektik ve iyice dibe vuran moralle maçı çeviremeyecektik. Neyse ki imdadımıza bir duran top sonrası gelen gol yetişti. Ardından yine baskı yedik. İkinci  yarı arkasına Mete Kalkavan’ı da alarak saldırdı Malatya ancak pek ciddi tehlike yaşamadık.

 

Sonlara doğru Guliano kıpırdandı. Topları olumlu kullandı. O topları olumlu kullandıkça rakibin baskısı da kırıldı. Alper bu kez sonradan oyuna girince katkı verdi. Skrtel-Roman ikilisi az hata yaptılar. Roman asla üst düzey bir stoper değil ama hiç olmazsa bu sezon en çok devamlılığı olan oyuncumuzdu. Sakatlığı umarım ciddi değildir.

 

Ben Aatıf-Dirar ikilisini sezon başından beri beğenmiyorum. Evet oyun disiplinine sadık olabilirler. Rakip beki kovalıyor ve çok koşuyorlar ona da tamam ama ben Fenerbahçe’nin açık oyuncularından daha çok skora katkı bekliyorum. Öncelikle rakibi durdurmak olmamalı amaç. Esas rakip “Fenerbahçe’nin açıklarını nasıl durduracağız diye düşünmeli. Elbette bu iki oyuncunun iyi performans sergilediği bir kaç maç da oldu ama olsun o kadar da. Belki ben yanılıyorum ama Fenerbahçe’nin sağ açığı, sol açığı rakibe korku salmalı diye düşünüyorum.

 

Şimdi sırada Galatasaray maçı var.

Neyse ki o maçta konsantrasyon eksikliği diye bir sorun olmaz. Oyuncularımızın hepsi ilk dakikadan itibaren herşeylerini ortaya koyacaklardır. Bizim alışkanlığımıza göre Galatasaray’ı yener ertesi hafta Kayseri’ye puan bırakarak lige havlu atarız. Neyse önce Galatasaray maçını geçelim de gerisine sonra bakarız.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: alp.eralp@abcspor.com

twitter: @alperalp72

YORUMLAR